Kapadokya'yı gökyüzünden, yüzlerce balonun arasından süzülerek izlemek elbette büyüleyici. Ama bu masalsı coğrafyanın ruhuna dokunmak, fısıltılarını duymak istiyorsanız yapmanız gereken tek bir şey var: Yürümek! O topraklara ayak basmak, milyonlarca yıllık peri bacalarının gölgesinde nefes almak, tarihin katmanları arasında kaybolmak... İşte Kapadokya'yı gerçekten yaşamak budur. Peki, bu eşsiz deneyime, tarihin ve doğanın en saf haline tanıklık etmeye hazır mısınız? Sizin için hazırladığım bu rota, Peri Bacaları’nda yapılacak şeyler listenizin en başına yerleşecek ve size unutulmaz bir gün vaat ediyor.
Bu sadece bir gezi planı değil; adeta bir hikaye. Yolculuğumuz, rahiplerin inzivaya çekildiği Paşabağı'nın ruhani sükunetiyle başlayacak. Ardından, hayal gücünüzü serbest bırakacağınız Devrent Vadisi'nin oyunbaz kayaları arasında devam edecek. Son olarak, Zelve'nin terk edilmiş sokaklarında yankılanan insan hikayeleriyle, tarihin dokunaklı gerçekliğine adım atacağız. Maneviyattan hayal gücüne, oradan da tarihin kalbine uzanan bu yürüyüş, Kapadokya'yı daha önce hiç görmediğiniz bir gözle görmenizi sağlayacak.
Paşabağı'ndaki (Rahipler Vadisi) çok başlı peri bacalarını görün
Yürüyüşümüzün ilk durağı, adeta başka bir gezegenden fırlamış gibi duran Paşabağı. Burası, Kapadokya'nın diğer vadilerinden çok farklı. Göreceğiniz peri bacaları tek gövdeli değil; sanki birer mantar gibi şapkaları olan, çok gövdeli ve çok başlı devasa heykeller gibi duruyorlar. Bu kendine özgü oluşumlar, bölgenin en karakteristik ve en çok fotoğraflanan manzaralarından birini sunuyor.
İsminin Rahipler Vadisi olmasının çok derin bir anlamı var. Yüzyıllar önce Hristiyan keşişler, dünyanın karmaşasından kaçıp kendilerini dine adamak için burayı seçmişler. Bu devasa peri bacalarının içini oyarak kendilerine hücreler, şapeller ve yaşam alanları yapmışlar. Özellikle Aziz Simeon'un hikayesi çok etkileyici. Rivayete göre, bu aziz 15 yıl boyunca vadideki üç başlı peri bacalarından birinin tepesindeki hücresinde yaşamış, yemeği ve suyu aşağıdan takipçileri tarafından sepetle ulaştırılmış. O şapeli ve inziva hücresini gördüğünüzde, o sessizliğin ve adanmışlığın gücünü iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

Vadiye girdiğinizde sizi bir peri bacasının içine oyulmuş Jandarma karakolu karşılayacak, bu bile bölgedeki yaşamın doğayla ne kadar iç içe geçtiğinin harika bir kanıtı. Biraz ilerledikten sonra yollar ayrılıyor ve her biri sizi farklı bir güzelliğe çıkarıyor. 2019'dan beri örenyeri statüsünde olan bu vadiye giriş ücretli, ancak MüzeKart'ınız varsa ücretsiz gezebilirsiniz. Paşabağı'ndaki bu ruhani yolculuk, Kapadokya'nın sunduğu sayısız tarihi ve doğal güzellikten sadece biri. Bölgedeki diğer manastır ve kiliseleri keşfetmek için
Kapadokya'da Gezilecek Kiliseler yazımıza göz atabilirsiniz.
Devrent Vadisi'nde (Hayal Vadisi) deve şeklindeki kayayı bulun
Rahipler Vadisi'nin derin maneviyatından sonra, şimdi hayal gücünüzü serbest bırakma zamanı! Paşabağı'ndan kısa bir sürüşle ulaşacağınız Devrent Vadisi'ne hoş geldiniz. Burası bir açık hava müzesi değil, adeta doğanın bir oyun alanı. Diğer vadilerin aksine burada kayalara oyulmuş kiliseler, manastırlar ya da evler yok. Devrent'in tüm olayı, rüzgarın ve suyun milyonlarca yılda şekillendirdiği, çeşitli hayvanlara ve insan figürlerine benzeyen doğal kaya oluşumları.

Bu vadinin en güzel yanı, sizi bir kaşif ve bir sanatçıya dönüştürmesi. Burada anlam önceden belirlenmiş değil, anlamı siz yaratıyorsunuz. Gördüğünüz bir kayayı fok balığına mı benzettiniz, yoksa şapkalı bir adama mı? Tamamen size kalmış. Bu yüzden buraya Hayal Vadisi (Imagination Valley) deniyor. Ancak vadide herkesin hemfikir olduğu bir figür var: Vadiyle adeta özdeşleşmiş o meşhur deve şeklindeki kaya!. Vadiye girer girmez sizi karşılayan bu kayayı bulmak, bu eğlenceli oyunun ilk ve en keyifli görevi olacak.
Size bir sır vereyim: Devrent'in bir diğer adı da Pembe Vadidir. Çünkü gün batımında güneşin son ışıkları kayalara vurduğunda, tüm vadi pembemsi, kızıla çalan büyülü bir renge bürünür. Fotoğraf çekmek için bundan daha iyi bir zaman olamaz. En güzel haber ise, bu hayal dünyasına girişin tamamen ücretsiz olması.
Zelve Açık Hava Müzesi'ndeki terk edilmiş kaya köyünü gezin
Hayal Vadisi'nde zihninizi çalıştırdıktan sonra, şimdi de ruhunuzu besleyecek bir yere, zamanda donmuş bir köye adım atıyoruz: Zelve. Burası, yürüyüşümüzün en dokunaklı ve en güçlü durağı. Çünkü Zelve, sadece bir örenyeri değil, 1952 yılına kadar insanların yaşadığı, güldüğü, çalıştığı, ibadet ettiği gerçek bir köydü. O daracık sokaklarda yürürken, terk edilmiş kaya evlerin pencerelerinden bakarken, bir zamanlar burada atan kalpleri hissedebiliyorsunuz.
Zelve, birbirine tünellerle bağlı üç vadiden oluşuyor ve Kapadokya'nın en eski yerleşim yerlerinden biri olarak biliniyor. Burayı diğerlerinden ayıran en önemli özellik, sadece bir manastır kompleksi değil, tam teşekküllü bir köy olması. Gezerken kayalara oyulmuş evler, bir değirmen, güvercinlikler, kiliseler ve hatta bir cami göreceksiniz. Cami ve kiliselerin bir arada bulunması, bu toprakların bir zamanlar farklı kültürlere nasıl kucak açtığının sessiz bir kanıtı gibi.

Peki bu capcanlı köy neden terk edildi? Zamanla artan erozyon tehlikesi nedeniyle 1950'lerde afet bölgesi ilan edilmiş ve halk, hemen yakına kurulan Aktepe (Yeni Zelve) köyüne taşınmış. Zelve, Kapadokya'da en son terk edilen kaya yerleşimi olma özelliğini taşıyor. Bu hüzünlü ama bir o kadar da etkileyici hikaye, Zelve'yi Kapadokya'da mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri yapıyor. Zelve'nin terk edilmiş sokakları, sizi Kapadokya'nın gizemli yeraltı şehirlerini düşünmeye itebilir. Bu inanılmaz yapıları daha yakından tanımak için
Derinkuyu Yer Altı Şehri yazımızı mutlaka okuyun.
Keşfetmeye Devam: Bu Masal Burada Bitmez
Paşabağı'nın maneviyatı, Devrent'in hayalleri ve Zelve'nin anılarıyla dolu bu yürüyüş, Kapadokya'nın ruhuna açılan bir kapı gibiydi. Ama bu masal diyarı, keşfedilecek daha nice hazine saklıyor. Madem buraya kadar geldiniz, maceraya biraz daha devam etmeye ne dersiniz?
Uçhisar Kalesi: Az önce yürüdüğünüz o muhteşem vadilere bir de tepeden, kuşbakışı bakmak için Kapadokya'nın zirvesi olan Uçhisar Kalesi'ne çıkın. Manzara kelimenin tam anlamıyla nefesinizi kesecek.
Göreme Açık Hava Müzesi: Zelve'nin daha rustik ve yaşanmış dokusundan sonra, Hristiyanlık tarihinin en iyi korunmuş fresklerini ve manastır yaşamının en görkemli örneklerini görmek için Göreme Açık Hava Müzesi'ni ziyaret edebilirsiniz.
Avanos: Toprağın sanata dönüştüğü yer olan Avanos'a uğrayıp Kızılırmak'ın çamurundan yapılan çanak çömlek atölyelerinden birine katılın. Kendi eserinizi yaratmak, bölgenin yaşayan kültürüyle bağ kurmanın en güzel yolu.
Yürüyüş Rotanızdaki Duraklar: Hızlı Bakış
| Durak | Ana Özellik | Giriş Durumu | Tahmini Gezi Süresi |
|---|---|---|---|
| Paşabağı (Rahipler Vadisi) | Çok başlı peri bacaları, St. Simeon Şapeli | Ücretli (MüzeKart geçerli) | 1 - 1.5 saat |
| Devrent Vadisi (Hayal Vadisi) | Hayvan şekilli kayalar, Deve Kayası | Ücretsiz | 1 saat |
| Zelve Açık Hava Müzesi | Terk edilmiş kaya köyü, 3 vadi | Ücretli (MüzeKart geçerli) | 2 saat |
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Peri bacalarını yürüyerek gezmek için en uygun mevsim hangisidir? Kapadokya'da yürüyüş için en ideal zamanlar, havanın ne çok sıcak ne de çok soğuk olduğu ilkbahar (Nisan-Haziran) ve sonbahar (Eylül-Ekim) aylarıdır. Bu dönemlerde doğa en güzel renklerine bürünür ve yürüyüş yapmak çok daha keyifli hale gelir. Yaz ayları oldukça sıcak olabilirken, kışın kar manzarası büyüleyici olsa da hava şartları yürüyüşü zorlaştırabilir.
Bu üç vadiyi (Paşabağı, Devrent, Zelve) gezmek ne kadar sürer ve girişler ücretli mi? Bu üç noktayı kapsayan keyifli bir yürüyüş ve gezi turu için yaklaşık 4-5 saat ayırmanız yeterli olacaktır. Paşabağı ve Zelve, Zelve-Paşabağları Ören Yeri olarak tek bir biletle gezilir ve MüzeKart geçerlidir. Devrent (Hayal) Vadisi'ne giriş ise tamamen ücretsizdir.
Kapadokya'yı tam anlamıyla keşfetmek için kaç gün ayırmalıyım? Kapadokya'nın ana noktalarını görmek için 2-3 günlük bir plan yeterli olabilir. Ancak bölgenin ruhunu tam olarak hissetmek, farklı vadilerde kaybolmak, bir yeraltı şehrini gezmek ve belki bir balon turu yapmak için acele etmeden en az 4-5 gün ayırmanızı tavsiye ederiz.
Kaynakça
Kapadokya'nın bu eşsiz coğrafyası, 1985 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer almaktadır. Bölgenin evrensel değeri hakkında daha fazla resmi bilgi için UNESCO'nun sayfasını inceleyebilirsiniz:(https://whc.unesco.org/en/list/357/).


English
Türkçe